web tasarımı

logo

26 Haziran 2011

Ne kadar dil sevgisi, O kadar vatan sevgisi


Sinan Can
sinan@can.com

Ne kadar dil sevgisi, O kadar vatan sevgisi… Gerisi Hikaye…

Tolstoy‘un bir eseri vardır. Okuyanlar hatırlayacaktır: İNSAN NE İLE YAŞAR? Üç güzel hikâye anlatıyor orda Lev Tolstoy ve sonunda anlıyoruz ki insan ne ekmekle, ne suyla ne de havayla yaşar… İnsan sevgiyle yaşar! Peki, sevgiyle yaşayan insanoğlunun en eski dönemlerden itibaren oluşturduğu, toplum yani millet ne ile yaşar? Bugüne gelenler nasıl geldi, gelemeyenler neden gelemedi… Bir milleti yok etmek isteyenlerden en başarılısı hangisi oldu? Toplu katliamlar yapanlar mı, yoksa başka yöntemler deneyenler mi?

Modern dönemlere baktığımız zaman, pek çok katliamla karşılaşırız. Fakat hiçbir millet yok olmamıştır. Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları’nda şöyle diyor:
Avrupa’nın en küçük, en az nüfuslu ülkesini bile sömürge yapamazsınız. Çünkü o toplumlar, millet olma bilincine ulaşmışlardır.

Eğer sömürüye karşı direnişin en önemli gücü millet olmaksa, millet olmanın gücü nedir? Bence millet olmanın ve millet kalmanın birbirinden ayrılmaz iki öğesi var: Dil ve din

İnanan insanlar için dinin öneminden daha öte bir şey yoktur. Akıl sahibi bir insan için, ne kadar şatafatlı ve ne kadar uzun olursa olsun, ölümlü bir dünya hayatı, sonsuz ve akıl almaz bir mutluluk yurdu olan cennete değişilemez. Fakat dünya da amaç millet olarak kalmaksa ve yerine göre bunu korumaksa; dil dinin önüne geçer.  Dini, Allah’ı, güzelliği anlatmak için de dil gerekir. Eğer Allah dileseydi herkesi melekler gibi günahsız yapardı. Ya da peygamberlerini meleklerden gönderirdi. Oysa Allah, insanlara emir ve yasaklarını anlatmak için, kendileri gibi bir insanı göndermiştir. Musa A.S. kendini daha iyi ifade edebilmek için Allah’a, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle: “( Rabbi’ş rahli sadri ve yessirli emri, v’ahlül ukdeten min lisani) Rabbim, sadrımı genişlet, sözlerimi etkili kıl ve dilimdeki bozukluğu gider.”  diye dua etmiştir. Çünkü din için de dil gereklidir.

Bilindiği gibi Türkler dünyanın en uzak bölgelerine göç eden, yürümeyi seven bir millettir. Fakat anayurdunu her terk eden aslını koruyabilmiş değildir. Macarlar, Bulgarlar, Uzlar, Peçenekler ve daha pek çoğu bugün ismen var olmalarına rağmen artık Türk değiller. Eğer bu yabancılaşmanın sebebi sadece din değişikliği olsaydı, aynı durumun bugün Moldova’da, kendi özerk bölgelerinde yaşayan Gagavuz Türklerinin başına da gelmesi gerekirdi. Gagavuzlar, coğrafyanın da yardımıyla Slav etkisinden korunduklarından, dinleri Hıristiyanlık (Ortodoks) olduğu halde Türk kimliğini taşımaktadırlar. Bugün bizim nasıl pek çoğumuzun ismi dini kökenli olmakla birlikte soyadlarımız Türkçe ise, onların da isimleri Hıristiyan ismi ama soyadları Türkçedir. Kısacası dinlerini kaybettikleri halde, kimliklerini kaybetmemişler ve hala her durumda Türkiye’nin yanındadırlar.

Biz de eğer milli varlığımızı ve bağımsızlığımızı korumak istiyorsak, dilimize sahip çıkmalıyız. Tehlikeyi kapıya dayanınca fark etmenin faydası yoktur. Geleceği okumayı bilenler başarılı olurlar. Türkçemiz bugün hiçbir döneminde uğramadığı hakaretlere uğramaktadır. Türkçe karşılığı olan her kelimenin karşısında eğer bir de İngilizcesi varsa, İngilizcesi daha çekici ve daha havalı gelmekte. Örnek:

Dizüstü – Lap top

Pastahane – Patisseria

Evet – Yes

Hayır – No

Gençler ve çocuklar acınacak halde… İngilizcesi üç-beş kelimeden ibaret insanların “Evden mi geliyorsun?” sorusuna “ Yesss!” demeleri kadar tiksindirici bir aşağılaşma durumu olamaz. Dilinden utanmak, annesinden, babasından, atasından utanmaktır. Kökleri insanlık kadar eski olan Türkçeyi konuşanların yaşayacağı tek his ancak gururdur. Kimse Türkçe konuşmaktan utanmasın. Türkçesi olduğunu bile bile, hangi dilden olursa olsun yabancı dilden girmiş bir kelime kullananlar, kendi benliklerinden utansınlar…

Unutmayalım ki, Türkçe ve Türk milleti kuru sloganlarla veya silah ve askerlerle değil, Türkçesiyle ve anadil sevgisiyle yaşar!

Etiketler: » » »
Share
722 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugün bir iyilik yapın!

    27 Temmuz 2017 Manşet, Yazarlar

    bilgegenc.com Bugün Yapılacaklar Listesi (Mutluluk Reçetesi) Bugün bir iyilik yapın ama sadece kendinize değil. İyi bir söz söyleyin, güzel bir hayal kurun, bir kardeşinize dua edin. Bir insana selam verin, bir mazluma tebessüm edin, bir balıkçıya rastgele deyiverin. İyi bir niyetiniz olsun bir çocuğu sevindirin, yetimi giydirin, açı doyurun. Hiç bir şey yapamadınız mı? Kapının önüne bir kap su koyun da şu sıcak havalarda kediler, köpekler, kuşlar, böcekler ferahlasın. Bir başarıyı takdir et marifeti artır. İyiliğin aşığı ol şeytanı mahzu...
  • Öğrenme Öğrenilenin Pekiştirilmesiyle Güzelleşir

    01 Mart 2012 Eğitim Haberleri, Yazarlar

    İstenilen davranışları ve konuları öğrencinin uzun süreli belleğine yerleştirmek istiyorsak, mutlaka öğrenilen konuyu pekiştirmemiz gerekmektedir. Bundan önce öğrencinin konuyu uzun süreli belleklerine alma süreleri ve kaç tekrarda öğrendiklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Tuğlaları üst üste koymak kimilerine göre çok sıkıcı tekrarlardır ama sonunda bina tamamlanmıştır. Veya bir çiviyi sağlam olarak çakmak için defalarca ona çekiçle vurmak gerekmektedir. Öğrenmede böyledir. Tekrarlar öğrenci için sevimli birer oyun haline getirilir önemi i...
  • Doğalgaza zam geliyor

    12 Eylül 2011 EKONOMİ, Yazarlar

    Doğalgaza zam geliyor haberlerine şaşıranınız var mı? Kış ayları gelirken içimizi soğutan klasik zam haberlerinden bir tanesi.Bahara doğru muhakkak doğalgaza indirim yapılır ve indirimi de başbakan açıklar... Yunanistan'ın gaz borcunu affeden hükümet acısını Türk halkından çıkaracak gibi, şimdiden alıştıra alıştıra zam geliyor demeye başladılar. Libya'ya 100 Milyon dolar gönderen hükümet zamlarla vatandaşın ümüğünü sıkmaya gayretli gözüküyor.Nasıl olsa krizler bizde "teğet meğet hep vatandaşa geçiyor(!)" Doğal Gaz Zam Haberi: Enerji ...
  • Ne kadar dil sevgisi, O kadar vatan sevgisi

    26 Haziran 2011 Yazarlar

    Ne kadar dil sevgisi, O kadar vatan sevgisi… Gerisi Hikaye… Tolstoy'un bir eseri vardır. Okuyanlar hatırlayacaktır: İNSAN NE İLE YAŞAR? Üç güzel hikâye anlatıyor orda Lev Tolstoy ve sonunda anlıyoruz ki insan ne ekmekle, ne suyla ne de havayla yaşar... İnsan sevgiyle yaşar! Peki, sevgiyle yaşayan insanoğlunun en eski dönemlerden itibaren oluşturduğu, toplum yani millet ne ile yaşar? Bugüne gelenler nasıl geldi, gelemeyenler neden gelemedi… Bir milleti yok etmek isteyenlerden en başarılısı hangisi oldu? Toplu katliamlar yapanlar mı, yoksa baş...