Acıbadem Bosch Servisi

Vladimir Putin “We discussed this important issue yesterday over a beer...”


"Ya Bilge Gençler Yetiştireceksiniz ya da Yok Olacaksınız."

Barack OBAMA “You know, my faith is one that admits some doubt...”

KİŞİSEL GELİŞİM, KİŞİSEL BAŞARI

Gönderen Bilge Gen on Ağu 21st, 2009 Kategori Kişisel Gelişim. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0. You can leave a response or trackback to this entry

ZEKA – KİŞİSEL GELİŞİM, KİŞİSEL BAŞARI-  EVRİM
I. Niceliksel Evrim


Çocuğun Gelişmesi – Ölçümün devreye sokulması sayılarla ve okunaklı bir biçimde çocuğun zihinsel gelişmesini ve bunlardan yola çıkarak çizimlerin ifade edilmesini sağlamıştır.

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim

Bunun ortaya çıkardığı niceliksel değerlendirmeyi ve göreceli olarak karmaşık kuramsal ve pratik sorunların üstünde durmayacağız. Ne var ki iki sorunun ele alınması gerekmektedir, îlki, bir bireyin gelişimindeki sürekliliğiyle ilgilidir. İkincisi ise bu gelişim devrelerinin türdeşliğiyle ilgilidir.
A) Bireysel Gelişimin Sabitliği -Literatürde bulduğumuz veriler (örneğin 17. şekildeki eğrilerin yükselen bölümü) ortalamalar üstünedir; bunun tersine grupları oluşturan bireyler bir yaştan ötekine farklıdır (yatay yöntemle elde edilmişlerdir). Tersine, belli bir süre aynı çocuğu hep aynı süreler içinde aynı sınamaya tabii tutar ya da buna benzer sınamalardan geçirirsek (dikey yöntem) onun büyümesinin düzenliliği hakkında bilgilendirici değerler elde ederiz. Bu veriler bizi bireylerin gelişimi hakkında bilgilendirmemektedir. Bunun tersine, bir süre aynı sınamaya ya da benzer sınamalara (yatay yöntem) hep aynı sürelerle tabii tutulan belli bir çocuğu izlersek, gelişiminin düzenliliği hakkında bilgilendirici değerler elde ederiz.
Temel düzenlilik, ZB’nin ya da aynı tür bir değenlendir-menin belirleyeceği bir statünün tutulmasını karşılar. Onlardan beklenilen yerleştirme ve tahminleri yaptığından ötürü, her şeyden önce psikologları ilgilendiren, ZB’dir. Testlerin bu sürekliliğin kendisini göstermesini sağlamak için daha düzenli bir şekilde gelişmeleri beklenir.
Bu konuda toplanan olgular basit bir tablo sunmamaktadır. Terman’ın yetenekli çocuklarla ilgili anketi, örneğin bütünü için (ve bağıntılı olarak yüksek bir sosyal ve kültürel statüye geçiş) yüksek bir düzeyin tutulduğunu ortaya çıkarmıştır. Fakat grup için geçerli olan şeyler tek tek ele alınan her birey için doğru değildir. Nancy Bayley’nin yatay çalışmasından alman 16. şekil ilk aylardan 36 yaşına kadar izlenen beş bireyin (oğlan çocuk), gelişmenin bir örneğini vermektedir (Berkeley Üniversitesi, Kaliforniya). Aynı zamanda sapmalar ve ilk yıllardan sonra düzeyin genel sürekliliğini göstermektedir.
Bireyler yakından izlenebildikleri zaman, bazı sapmalar ailevî hatta okul hayatının küçük olaylarına, sağlık durumunun değişimlerine bağlanabilir.
B) Büyümenin Türdeşliği – Zihinsel gelişmenin doğuşta olmasa da, en azından az bir zaman sonra başladığını düşünebiliriz. Yeni doğmuş çocuğun ilk uyumları -hayatî bir önemi olan- tepkili türdendir, ama çabucak zenginleşip, karmaşıklaşır. En ilginç olay, yen] tepkilerin ve kapasitelerin ortaya çıkışıdır. Psikologlar bunları gözlemlemekle yetinmemiştir; süt bebekleri ve küçük çocuklar için kapasitelerini belirleme yaşını saptayan ve bir çocuğu gözlemlerken normal mi yoksa gerilik ya da ilerilik mi gösterdiğini belirlemeyi sağlayan gelişim göstergeleri hazırlamıştır.
Bu sınamaların vardığı sonuçları okul çağında uygulama sınamalarının ölçtüğü ile bir tutmak cazip gelebilir. Binet’-nin kendi de sınamasını, hareket eden bir nesneyi bakarak takip etme kapasitesini, görsel kontakt ya da algılamadan sonra bir nesnenin kavranmasını, bir yemeği yemek olmayan bir şeyden ayırdetmeyi (sırasıyla 3 aylık, 9 aylık, 1 yaşa sıralıyordu) buna dahil etmişti. Dolayısıyla özellikle anne baba için cevapların erkenliğinde, ilk adımlarda daha sonra
lisede ya da zor yarışmalardaki basanlarda ortaya çıkacak bir üstünlüğü açığa çıkarmak için geleceği sezmeye çalışmak çekici gelmektedir.
Yatay çalışmalarla elde edilen veriler bu bekleyişi doğrulamamaktadır. tik yıllarda erişilen düzeyler, sonra’dan uygulanan sınamaların ortaya çıkardıklarıyla bağdaşmamaktadır. Bunu 16. şekilde görüyoruz. N. Bayley bağlılaşımın 1-6 yaş arasında hiç kalmadığını bulmuştur. Sadece çocuk okul çağma geldiği zamandan itibaren önceki sonuçlarla bağlılaşımlar yüksek bir düzeye çıkmaktadır: bir yandan 5, 6, 7 yaş arası ve 18 yaşında, 075′den çok ve diğer yandan 8 ve sonraki yaşlarla 18 yaşında .80′den fazla.
Bu son veriler ZB’nin sürekliliğinin kullanılabilir bir şekilde kendini gösterdiği yaş dilimleri üzerinde bilgiler sağlamaktadır. Fakat bunların açıklanması gerekmektedir. Bazı durumlarda testlerin küçük çocuklar için hata ve yetersizliklerini bunun dışında bırakmadan, genel olarak en çok kabul gören görüş, bunların daha sonra değerlendirilen kapasitelerden başkalarım geliştirmeleridir; bu kapasiteler özellikle algısal ve devimselken, diğerleri daha soyut ve daha çok dile bağlıdır.
Genel bir düzeyde, bu uyumsuzluğun ard arda kat edilen aşamalarda kendini gösteren tek bir zekâ kavramıyla bağdaşmadığına dikkati çekeriz. Bu daha çok ilk aşamaların gelişimi, başka şartlara bağlı olan ikinci aşamaların gelişimini sadece kısmen sağlayarak, farklı biçimler düşüncesinden yanadır…
2. Çocukluktan Sonraki Gelişim – Yetişkin çağa gelindiğinde, boyun uzaması durur. Peki ya zekânın gelişimine ne olur? îlk testleri hazırlayan araştırmacılar, yetişkin çağa gelindiğinde, sınamaların en yüksek noktasına varıldığını ve daha yaşlı bireylerin hiçbir ilerleme kaydetmediklerini fark etmişlerdir. Bu da çok açık bir şekilde, gelişimin belirli bir süre içinde durduğunu göstermekteydi. Zorluk sadece tam olarak bu anı belirlemekte yatmaktaydı: yavaşlayan bir ilerleme ile en yüksek noktanın başlangıcı gibi gözüken bir şey arasındaki fark azdır. Bu konuda araştırmacılar çok tartışmıştır. En düşük tahminler bunun 14 yaş dolaylarında yeral-dığını öne sürmektedir. Yetişkinde zekânın değerlendirilmesine ilk defa sistematik bir katkıda bulunan Wechsler, birkaç yıldır çok yavaşlayan bir ilerlemenin bitiminde, bu yaşı 22 olarak saptamıştır.
Daha sonra ne olur? Boy atmada olduğu gibi, varılan düzey en azından yaşlılığın sınırlarına kadar sürer mi? Yetişkinleri incelemeye girişen ilk araştırmacılar (temel örnek-lem kurallannı olduğu kadar bireyleri bulmak açısından da zor bir girişim) olumsuz bir sonuca varmıştır: büyüme bittiği zaman, düşüş de başlamaktadır.
Bu araştırmalar kapasitelerin hepsinin aynı biçimde gelişmediğini, hepsinin aynı anda en üst düzeye varmadıklarını ve hepsinin aynı şekilde azalmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Gerileme özellikle uygulama hızının müdahele ettiği işlerde kendini göstermektedir. Aynı şekilde, bireyin hızlı bir şekilde alışması gereken yeni işlerde de ortaya çıkmaktadır (bazı ezberleme şekilleri bozulsa da sayıların hızlı tekrarı), kelime dağarcığının bilgisi ve kullanımı, yaşamla ya da yeni haberlerle ilgili bildirişim birikimi çok daha iyi korunmaktadır.
Bu veriler testlerin harekete geçirdiği kapasitelerle ilgilidir. Üretkenliğin ve etkililiğin benzer gelişimler gösterecekleri anlamına gelmemektedir (yoksa şimdiki toplumun meslekî ve diğer hiyerarşilerini tamamen yenilememiz gerekir.). Amerikalı Lehman, her çağın büyük sanatkârları, bilginleri, yazarları vs’nin eserlerini hangi yaşlarda gerçekleştirdiklerini incelemiştir. Büyük dağılma gösteren dağılımlar bulmuştur. Fakat en üretken devirlerinin, örneğin bilginler ve mucitler için 25-40 yaş, yazarlar için ise 40-50 yaştır.
Sonuçlarının bir öncekilerden daha sonra öğrenilen yatay araştırmalar (çünkü gözlenen bireylerin yaşlılığını beklemek gerekmekteydi), gelişimin durmasının ve düşüşün başlangıcının çok erken ortaya çıktığını doğrulamamıştır. Bunun aksine, ortalama olarak ilerlemenin sürdüğünü ya da en azından bir önceki düzeyin devam ettiğini saptamışlardır. Büyük ölçekteki incelemeler için şimdiye kadar yayınlanan sonuçlar, 50 yaşı geçmemiştir. Fakat bu sonuçlar, şaşırtıcı bir şekilde birbiriyle uyum göstermektedir.
Araştırmaların çoğu zaman yaşla “uyum” gösteren, sözel sınamaları kullandıklarını göz önünde tutmak gerekir. Buna karşın incelenen gruplar çoğu zaman ortalamanın üstünde olup, Terman’ın yetenekli çocuklar grubu için bunun da üstündedir. Fakat vasat ya da zayıf toplulukların ve hatta budalaların da gelişme kaydettiği görülmüştür.
İki tür araştırma arasındaki ayrılık kuşkusuz birkaç nedene bağlıdır. Her iki yönde de etkili olan bazı eserlerin kaynağını bunun dışında tutamayız. Yatay bir araştırmada, aynı zamanda farklı yaşlardan örneklemler sınandığında, eğitim açısından (bildirişimlere ve lokal soranlara daha kapalı bir toplumda bu dürtüler daha azdır), mesleğin gereklilikleri açısından (teknik ve bilimsel gelişmeden daha az etkilenmiş) en yaşlı bireylerin gençlik ve olgunluk çağlan bunlardan yararlanan gençlerden daha kötü şartlarda geçmiştir. (Bu, bu bölümün 3. kısmında yeralacak olgularla da karşılaştırılabilir.) Uyum gerekliliklerinin rolünü destekleyen bir sav, dikey incelemenin gruplarda, kadınların erkeklere oranla daha az geliştikleri ve hatta hafifçe gerilediklerini saptayan Bayley’nin bir incelemesinde görülebilmektedir.Bu gereklilikler tabii ki daha çok kadınlara yüklenmektedir, özellikle kadınları ailevî eylemlerle sınırlayan, bu durum saptamasının geldiği Amerika’da.
Şu sıralarda buna bir açıklama getirilmiştir: “sona giden düşüş”. Ölümlerine birkaç yıl kala yaşlı bireyler, zihnî eylemlerinde önemli bir düşüşe maruz kalmaktadır. Belli bir zaman bir testten geçen bireylerin geleceğinin incelenmesi bunu gün ışığına çıkarmaktadır: çok az bir süre sonra ölecek olanlar yaşayanlara oranla daha düşük sonuçlar vermişti. Test edilmiş örneklemlerdeki bu sonuçların görülmesi -doğal olarak yaşça daha ilerlemiş gruplarda daha kalabalıklar- toplulukların diğer öğelerini ilgilendirmeyen çöküşü saptamaya yardımcı olmaktadır.
II. Evrelerle İnceleme
Embriyolojide, jeolojide ya da tarihte olsun evrim çoğu zaman çağ, devir, evre ve dönemlerle ifade edilir. Çocukluğu betimleyen psikologlar bunu geniş ölçüde evrelerle yapmıştır. Böylece Freud, Gesell, Piaget, Wallon en sistematik ve eksiksiz incelemeleri yapan araştırmacılar arasında yeral-maktadır. Salt bir gözlemler serisini endeksleyerek düzenleme yönteminden ibaret olmadıkları zaman evreler, olaylar ve performanslar arası birliği kurmakla doğrulanır. Bu birlik baştan verilmemiştir; bu bir yorumun ürünüdür; onu idare eden fikirlere bağlıdır ve bundan dolayı araştırmacılar çeşitli ve ayrışık sistemler öne sürmüştür. (
Klinik akıldan etkilenen çocuğun evriminin bir betimlemesini Wallon vermiştir. Piaget, hastalarının tepkilerini kışkırtmak amacıyla çok sayıda deneysel düzenler tasarlamıştır. Bunlardan hiçbiri, zihinsel gelişmenin incelenmesini büyük kuramsal sorunlardan ayırmamıştır ama, temel olarak bunlarla ilgilenen Piaget çocukta tepki öğeleri aramıştır. Wallon betimlemesinde duygusal, sosyal, zihinsel yönleri ayırmamıştır; Piaget Özellikle bunlara bağlı kalmıştır; bu yüzden onun katkısından burada bahsetmek gerekmektedir.
Sadece toplanılan verilerin zenginliği açısından ve bütünleştikleri kuramsal kavramların çeşitliliği bakımından değil, aynı zamanda bunların ifade edildiği binlerce sayfalık eserler bakımından da Piaget’nin katkısı önem taşımaktadır. Bunları birkaç satırda anlatmak mümkün değildir, ama sadece bunlara bir giriş yapılabilir. Okuyucu esas noktaları bu dizinin bir yapıtında bulabilir: Piaget ve İnhelder, La Psychologie de l’Enfant (Çocuk Psikolojisi) “Que sais-je?”, no. 369, 1971 ve Piaget ve Fraisse’in, Traîte de Psychologie Experimental (Deneysal Psikoloji kitabı), PUF 3. baskı 1980. 24. Bölümde daha ayrıntılı ama aynı zamanda anlaşılabilecek nitelikte bilgilere de başvurulabilir.
III. Tarihsel Evrim
Homo sapiens’in atalarından kendisine geçişte, zihinsel bir gelişmenin gerçekleştiği hiç kuşkusuz doğrudur. Kafatasının hacminin artması bunu destekleyen dolaylı bir sav oluşturur. Daha doğrudan bir sav onların çalışmalarının bıraktığı izler tarafından elde edilir: taştan aletlerin basmakalıp şekillerinden, gittikçe çeşitlenen ve karmaşıklaşan ve üretimlerinin verimliliğinde bir düzelme gösteren biçimlere geçiyoruz (Leroi-Gourhan Le Geste et la Parole -Hareket ve Söz-, Albin Michel, 164′e bkz).
Daha sonra bilimsel, teknik, sosyal gelişimin belirtileri gün gibi ortaya çıkar. Bunlardan altında yatan zekâ potansiyelinin paralel bir evrimi sonucunu çıkarmak çözülmez ya da kötü ifade edilmiş bir sorun ortaya atmaktadır. Bilimsel
bilgilerin edintileri bir simgeler ve önceden edinilmiş bilgiler sisteminin gelişmesine borçludur. Bunların icadını elyor-damı yöntemine bırakan ilkel teknik üretimlerle karşılaştırılamaz. Dar bir tarihsel çerçevede, Einstein tarafından izafiyet denklemlerinin önerilmesinin, Arşimed’in “ilke” keşfinde daha çok veya daha az deha göstergesi olduğunu kim öne sürebilir?
Bu tür şeyler üzerinde düşünürsek birkaç yıl arayla karşılaştırılabilecek toplulukların zekâ testleri sayesinde sınama sonuçlarının karşılaştırılmasıyla en azından olumlu bilgiler bulabiliriz.
30′lu yılların sonlarında, R. B. Cattell testlerdeki başarı ve ailenin büyüklüğü arasındaki ilişkileri düşünerek, toplumun zekâ düzeyinin evrimi hakkında telaşa kapılmıştı.
Olgular bu tedirginlikleri doğrulamaktadır. Bir yaş (II yaş) grubu çocukları toplamı üstüne 1932′de Iskoçya’da yapılan bir anket, aynı sınamayla karşılaştırılabilecek bir ör-neklemde, 1947de tekrarlanmıştır. Bir düşüş yerine ZB’nin hemen hemen 2 puanına eşit olan bir yükselme gözlenmiştir. R. B. Cattell’in kendi de 1936 ve 1949 yılları arasında birkaç İngiliz çocuğunun örneklemiyle ilgili bir karşılaştırmada, düşüş kaydetmemiştir. Amerikan ordusunun testlerine göre, askere alınanların düzeyi I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasında yükselmiştir (II. Dünya Savaşı sırasında orta, I. Dünya Savaşı’nda 83. yüzdeliği karşılıyordu). 20 yıla yayılan lise öğrencileri örnekleminin düzeyi de böyledir.
Bu tür karşılaştırmalar başka etmenlerin etkisini de göstermektedir (bireylerin “sofistikasyonundan” bahsediyoruz yani okullarda, bazı öğetmenlerin yoklama şeklinden, dergilerde çoğalan bu tür sınama ya da alıştırma çalışmalarından…). Ne var ki elde edilen düzelmelerin gerçekliliğini büyük ölçüde olası olarak düşünebiliriz. Cattell’in tedirginlikleri salt kalıtımsala bir kanıdan ileri gelmekteydi (bu da niceliksel tahmininin temelini oluşturmaktaydı). Sonuçlar bu
tür bir yorumu dışlamaktadır (ve bunlar kalıtım-çevre etmenlerinin incelenmesi dosyasına kaldırılmaktadır).
Yine de naiv bir iyimserlik doğrulanmamaktadır. Sayılan sonuçlar ortalamalar üzerinden elde edilmiştir. Ortalamalar birkaç şekilde artı gösterebilir. Bunlardan biri kalanların ilerleyişi sayesinde belirlenebilir. Bu asır sırasında eğitimin gelişiminin bir özelliği demokratikleşmesidir, bu da gerçek ya da potansiyel gecikenlerle ilgilenmekten ibarettir. Kötü beslenmiş olanlara fazla kaloriler verme, zayıf ve budalaların kaslarını ve çevikliğini geliştirmek, grubun ortalama boyunu uzatmakta, kiloyu ve bedensel performansları arttırmaktadır. Fakat mutlakta gözönüne alınan kapatiselerin kazançlı çıktığı ve bu kazancın da insanın imajının değişmesine yol açtığı söylenemez. Bunun için hepsinin kazanması gerekir ve özellikle de en iyilerde gözlenen azaminin de artması gerekir.
Eğer burada eğitim bütünlemelerin etkiliğine sahip olsaydı, sosyal olarak gayretler doğrulanmış olmazdı: işçinin ve teknisyenin işi araştırma laboratuvarlarının keşiflerinden, pazarın ihtiyaçlarını belirleyen ve bunları etkilemeyi bilen mühendis ve uzmanların çalışmasına bağlıdır. Fakat bu “mutlak” kazanç mümkün müdür? İnsan zekâsının ilk belirtilerini, homo sapiens’e kadar gelişimini izleyen ve bunun “izlediği yol” hakkında kendilerini sorgulayan insanbilimciler70 kötümser bir cevapla karşılaşmışlardır (Leroi-Go-urhan’a bkz.). Zaten evrim yararlı mıdır? Hayvan türleri yaşamla bağdaşmadığı için boylarının uzaması sonucunda aşırı Meşince yokolmaya mahkum kalmışlardır. Zekâ sadece bir yönde tamamlayıcısı olduğu daha ilkel biyolojik ve sosyal düzenleme çerçevesinde uyumsaldır. Eğer zekânın gelişimi bunlardan irtibatı keser ve başkalarına kendilerini gösterme imkânını bırakmadan yokederse, bunun sonuçlan aynı türden olmaz mı?

DERLEYEN…EMRE ŞEN

Yorum Yap

Comment Spam Protection by WP-SpamFree

Advertisement
Giriş / Webmaster | Türkçe Konuş | k2 yetki belgesi