‘Manşet’ kategorisi için Arşiv

BBP’den MHP’ye çağrı

Pazartesi, 01 Mart 2010

“Gelin birleşelim”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, birleşelim çağrısına, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, farklı bir öneri getirdi. Topçu, “Gelsinler BBP’de birleşelim. Denenmemişim, tertemizim, mazimde hiçbir şey yok. Davet ediyorum” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, milliyetçi görüşü bir araya getirme çabaları kapsamında, ilk ziyaretini, MHP eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş’in kurduğu Aydınlık Türkiye Partisi’ne(ATP) yapmış, BBP ile de görüşeceği sinyalini vermişti.
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ANKA’ya yaptığı açıklamada, BBP’nin bir milyon oy aldığını, 81 ilde teşkilatı olan bir parti olduğunu söyleyerek, “18 yıllık bir geçmişim var. Bu geçmişte BBP’nin millet önünde başını öne eğecek herhangi bir siyasi tutumu olmuş mu? Hayır. 21 Belediye almışım. Ülkenin bu hale gelmesinde de tek temiz eli olan benim. Terörde, ekonomide, işsizlikte geldiğimiz nokta. Bunda, meclisteki ve dışındaki partilerin, hepsinin vebali var” dedi. Milletin deneyeceği parti olarak bir tek kendilerinin kaldığını öne süren Topçu, “Benim adım zaten ‘büyük birlik’, ben büyük birlikler istiyorum. Denenmemişim, tertemizim, mazimde hiçbir şey yok. Büyük birlikler olsun, Gelin BBP’de olsun. Fikri müdrik etrafında büyük birliklerden yanayım ben. Ben davet ediyorum. Ben denenmemişim, herkes denenmiş görmüşüz” diye konuştu.

ANKA

Sınırda Tampon Devlet Kuruluyor ?

Perşembe, 04 Haziran 2009

Ağızları açık bırakacak senaryo…

Mayın tartışmaları kafanızı mı karıştırdı. O zaman bu haberi baştan sona okuyun, zihniniz netleşecek. İşin içindeki oyunları, perde arkasındaki gizli elleri göreceksiniz…

Hani şimdi temizlemek zorunda olduğumuz mayınlar var ya… O mayınları bize kim döşetmiş biliyor musunuz? NATO ve ABD… Dahası o mayınlar da ABD’nin ikinci dünya savaşından sonra elinde kalan KAKALANACAK mallarmış.

İşte dün akşam FOX’da Doğan Şentürk’ün hazırlayıp sunduğu FOX soruyor programında ortaya çıkan fotoğraf;

Sökmeye çalıştığımız mayınların geçmişini öğrenmek ister misiniz? Gazeteci ve araştırmacı Hüsnü Mahalli anlattı;

ABD KAKALADI : “Mayın döşeme işi ABD ve NATO planıdır. ABD ve NATO’nun Türkiye’ye dikte ettiği bir plandır bu… Bütün belgeler bunu kanıtlıyor. Bu mayınlar ABD’nin ikinci dünya savaşında elinde kalan mayınlardı. Kakalayacak bir yer alıyordu bunu Türkiye’ye kakaladı.”

OYUN İÇİNDE OYUN :Bugün sınırlarımızından temizlenmesi istenen mayınların döşenmesinin NAMSA tarafından organize edildiğini biliyor musunuz? Hüsnü Mahalli’nin iddiaları çarpıcı;

“Bugün mayınları temizlemesi için gündeme gelen NAMSA mayınların döşenmesinde de aktör olarak görev almıştır. Bu mayınların yerleştirilme haritaları da NAMSA tarafından düzenlenmiştir. Mayınların orjinal haritaların NATO’da olduğu söyleniyor. “

İKİ KIBRIS BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ DEVLET: “İsrail bu başka bir şeye benzemez. İsrail’in dışarda görevlendirdiği tüm görevli kişiler MOSSAD ile işbirliği yaparlar. Bu onlarda kuraldır.

Mayınlı bölgede çok önemli sınırlar var. O bölgenin tüm taraması, kültüründen yeraltı zenginliklerine kadar hepsini tarayacaklar. İsrail için müthiş bir fırsat bu… Bu inanılmaz bir tehlike.

TRAJİ KOMİK DURUM: “İsrail gelsin temizlesin diyoruz ya… O İsrail, işgal ettiği Suriye’nin Golan tepelerine 2.2 milyon mayın döşemiş. Lübnan sınırına da 1.8 milyon mayın döşemiş… Bir garip durum işte…

MAYINLAR TEMİZLENECEK YERİNE
TAMPON ÜLKE KURULACAK…
ŞOK İDDİA..

Programda yer alan Gazeteci Mehmet Faraç’ın anlattıkları da mayın temizleme işinin perde arkasında yer alan su savaşına ışık tutuyor… Bir de ilginç bilgi veriyor Faraç, TSK bu işi zaten yapabiliyor.

TAMPON ÜLKE KURACAKLAR: Orada amaç bir tampon devlet kurmak istiyorlar. İki Kıbrıs büyüklüğünde devlet kurmak istiyorlar. İsrail yarın orda her türlü askeri siyasi merkezini kurar. Kimse farketmez bile..

İŞİN ASLI SU SAVAŞI: 1956 yılında o mayınlar oraya yerleştirilirken ABD bugün ne olacağını o zamandan planlamıştı. GAP’a varana kadar. 50 yıl sonra suyun petrolden bile değerli hale geleceğini herkes biliyor. O yüzden mayınların döşenmesindeki kaçakçılık iddiası bir yalandır.

TSK ZATEN TEMİZLEMİŞ: 2 yıl önce Urfa’nın Akçakale ilçesinde TSK mayın temizledi. Orada TSK 7 bin metrekarelik bir alanı 3 ayda mayından arındırdı. Niye temizledi çünkü gümrük kapısı yapılacaktı, Türk ordusu kolayca temizledi. Şimdi öyle bir anlatılıyor ki dünyada bir İsrail var onlar temizleyebilir. Böyle bir şey var mı?

Askeri mühimmat uzmanı Ahmet Zengin’de mayın temizleme işinin ihale edilmesinin gündeme geldiği NATO kurumu NAMSA’nın asıl faaliyetlerine dikkat çekiyor. Bir de bölgedeki yeraltı maden zenginliklerine…

NAMSA’NIN PERDE ARKASI İŞİ: ABD’nin elinde kalan silahlarını satan bir kurum. Mayın temizleme işinde bir Türk firmasına izin verin dedik vermediler. Ama ne hikmetse taşeron olarak İsrail’e veriliyor. Hangi kapıdan girerseniz girin İsrail’e çıkarsınız. Bu NAMSA Kırıkkale’de şimdi bir silah fabrikasını inşa ediyor.

MAYININ ALTI MADEN: Hatay’da akıllı çay diye bir bölge var. Bu MTA’nın raporu; 50 bin metreküp altın rezervi var. Dörtyolda aleminyum, bakır, kurşun ve çinko var. Mardin’de ise uranyum var. Tam 4 bin 76 ton uranyum var…

TSK MAYINLARI TEMİZLEYEBİLİR Mİ?
MAYINI BULAN KÜÇÜK CİHAZ…
ODTÜ’NÜN GELİŞTİRDİĞİ SÜPER ÇÖZÜM

Askeri mühimmat uzmanı Ahmet Zengin, Türkiye’nin mayınları çok rahat temizleyebileceğini söylüyor. Anlattığına göre bunun için de öyle ahım-şahım bir teknolojiye gerek yok. ODTÜ’nün geliştirdiği bir projeyi de örnek olarak veriyor…

MAYINLAR NASIL TEMİZLENİR?: Mayınların çıkarılması konusunda hiç de öyle abartıldığı gibi ne çok zor ne de çok kolay. Burası bin 500 personel ile yaklaşık 2 yılda temizlenir.

BİRİNCİ YÖNTEM: Mayınlar durdukları yerde azot gazı yayarlar. Azot gazını tespit ederseniz mayını tespit edersiniz.

Bu cihaz çok rahat göğüse takılabilen, ucunda anteni olan, son yılların en son teknolojisi budur. Bu cihaz azot gazını tespit ediyor.

Anten yere tutulur, azot gazı varsa cihaz sinyal vermeye başlar. Dolayısıyla çok kolay bir şekilde mayınların yerini bulursunuz.

İKİNCİ YÖNTEM ODTÜ YAPTI: ODTÜ’lü öğrenciler mikroorganizmaların şeklini değiştirerek mayınlı alana serpiyorlar ve mayın olan yer ışımaya başlıyor…

KÖPEKLER İLE TESPİT: Mayın tespit köpekleri var. Oysa şu anda bile kullanılabilir bu köpekler, ne yazık ki gönderilmiyor.

BÖLGEDE KAÇ TÜR MAYIN VAR?: Bu bölgede iki tür mayın var. Bir anti-tank mayınları. Bunlar 4-10 kilo ağırlıktaki mayınlar. İkincisi antipersonel mayınları…

PKK’DAKİ MAYINLAR: PKK’nın elindeki mayınlar üç ülkeye ait. Yüzde 60′ı italyan, yüzde 20’si Rus, yüzde 6.8′i Alman mayınları…

BİZ YAPABİLİRİZ: Ulusal bir mayın kuruluşu oluşturulur. İşsiz güçsüz onca insan var. On bin kişiye mayınlı arazileri temizlemede iş çıkabilir.

Kaynak: İnternet Haber

İsrail Büyükelçisi Gaby Levy Mecliste Ne Yapıyor ?

Çarşamba, 03 Haziran 2009

Mayın tasarısının tartışıldığı ortamda Meclis’e sürpriz ziyaret. İsrail Büyükelçisi Gaby Levy ani bir şekilde Meclis’e geldi.

KAHVE İÇMEYE GELMİŞ

TBMM‘de mayın tartışmalarının yaşandığı bir günde İsrail Büyükelçisi’nin Meclis’e gelişi gazeteciler arasında hareketliliğe yol açtı. Mengü ziyaretin sebebi olarak, ”Kahve içmeye geldi. Mayın konusunu konuşmadık” diyerek ısrarlı soruları geçiştirdi. Görüşmenin içeriğine ilişkin olarak İsrail Büyükelçisinin izmir Bergama’da bulunan Sinagogdaki bir tamiratla ilgili istekte bulunduğu ileri sürüldü.

MAYIN GÖRÜŞMESİNİ MARKAJ ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYOR

Mengü’nün aksine ziyarete tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ise kritik bir günde İsrail tarafından Meclis’in markaj altına alınmaya çalışıldığını iddia etti. “Eğer Bergama’daki sinagogla ilgili bir sorunu görüşmek için geldiyse  neden Manisa milletvekili ile görüştü. İzmir milletvekili benim. Bana gelmeliydi. Böyle bir günde böyle bir ziyaret olur mu?” dedi.

Mengü’nün görüşmesi basına kapalı gerçekleşti.

ÖSS SINAVI ÖNCESİ SON TAVSİYELER

Salı, 02 Haziran 2009

Yaklaşan ÖSS sınavı öncesi öğrencilerde kaygı ve stres oluşur. Fazla kaygı ise panik oluşturacağından tehlidir. Uzmanlar bu tür kaygının başarıyı engelleyeceğini ifade ederek doğru beslenme, iyi ve düzenli uykunun kaygıyı azalttığını ifade ediyorlar. Kafeinin de kaygıyı artıcı etkiye sahip olduğunu unutmayalım.

Sınav öncesi anne-babalara da iş düşüyor. Çocuklarına gereksiz baskılar yapmamaları, başkaları ile kıyaslayıp baskıdan uzak durmaları konusunda uzak durmalılar. Onlara sınavı kazanamasalar bile seveceğinizi, değer vereceğinizi hissettiriniz.

Uzmanlar özellikle son günlerin sakin ve soğukkanlı olmayı deneyerek atlatılması gerektiğini ifade ediyorlar.

Sınav öncesi
nde dikkat edilmesi gereken birçok konu vardır… İşte size son dakika ipuçları…

Sınava Bir Hafta Kala
- Yeni konu çalışmayın. Öğrendiğiniz konuları tekrar edin.
- Her gün denemeye girmeyin.

- Çıkmış soruları bitirmiş olun.
- Beyninizi tembelleştireceği için çokça TV izlemeyin.
- Beslenmede yağlı, tuzlu, şekerli gıdalardan uzak durun. Kahve ve çayı minimuma indirin.
- Uykunuzu düzene sokun.
- Sınava gireceğiniz yeri mutlaka ziyaret edin.

Sınava Bir Gün Kala
- Artık ders çalışmayı bırakın.
- Akşam serinliğinde 1 saat yürüyüş yapın.
- Film sizi rahatlatacak ve vücudunuzdaki mutluluk hormonunun salgılanmasını arttıracak etkinliklerde bulunun.
- Yatmadan önce gerekli belge ve eşyaları bir çantaya koyarak hazırlayın. (Sınava giriş belgesi, fotoğraflı kimlik belgesi, kalem, silgi, su, çikolata, ıslak mendil ve selpak). Strese bağlı olarak kan şekeri düşebileceği için çikolata gibi tatlı şeyler yanınızda bulundurun.
- Yatakta çıkacak soruları değil de kazanmak istediğiniz üniversiteyi düşünün.

Sınav Sabahı
- Sabah erken kalkın.
- Kalktıktan sonra mümkünse bir avuç kuru üzüm yiyin. Sınav saatinde zihninizi açacaktır.
- Ilık bir duş alın. Kendinizi daha dinç hissetmenizi sağlayacaktır.
- Reçel, bal, zeytin, peynir, meyve suyu ya da 2 bardak açık çaydan oluşan bir kahvaltı yapın.
- Üzerinize rahat kıyafetler giyin

Sınavdan Az Önce
- Salona girmeden önce lavaboya uğrayın. Elinizi yüzünüzü yıkayın ve bileklerinizi ılık su ile ovun.
- Oturacağınız sırayı rahat edeceğiniz şekilde ayarlayın.
- Bilgileri unutmuş, beyniniz adeta boşalmış gibi bir his hissedebilirsiniz, takmayın. Hepsi yerinde duruyor.
- Ellerini gözlerinizi üzerine kapatarak loş ışığa bakın. Gözleriniz dinlenecek daha sakinleşeceksiniz.
- Eğer ilk dakikalarda heyecanlanırsanız, 10 defa derin nefes alıp verin. Nefesi burnunuzdan alın, içinizde bir müddet tutun. Sonra da ağzınızdan yavaş bir şekilde bırakın. Nefes egzersizini bu şekilde yaparsanız kesinlikle daha sakin olursunuz.

Kitapçık Dağıtıldıktan Sonra
- Kitapçığınızda eksik sayfalar olup olmadığını kontrol edin.
- Sınava en sevdiğiniz alandan başlayın.
- İlk önce sizin için kolay soruları yapın. Bu soruları yaptıkça kendinize güven gelecek bu güvenle birlikte önünüze gelen soruları rahat çözebilirsiniz. Zor olan soruları sınavın başında çözebilmek için uğraşmayın, sonraya bırakın.
- İki seçenek arasında kaldığınız soruları daha sonraya erteleyin.
- Bölümler bittikten sonra saate bakın. Dakika başı saati kontrol etmenize gerek yok ama sürenizi optimum şekilde değerlendirmeniz gerekmektedir.
- Kendi alanınızla ilgili tüm sorulara bakmayı unutmayın. Hiç ummadığınız sorudan puan çıkarabilirsiniz.
- Tüm şıkları okumadan hemen doğru cevap şu diye karar vermeyin.
- Sınav bitimine az bir süre kala kodlamalarınızı kontrol edin.

Kaynak : İlyas Kartal

ÖSS Kaygılandırıyor

Pazartesi, 01 Haziran 2009

Öğrencilerin yüzde 42.8′i, üniversite sınavının gelecek yıl iki aşamalı olmasının, kendilerini olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.

Türk Eğitim-Sen, Ankara, İzmir, Kocaeli, Samsun, Erzurum, Mersin ve Kırşehir illerinde bin 100 lise son sınıf öğrencisi üzerinde ÖSS ile ilgili bir anket çalışması gerçekleştirdi.

Anket sonuçlarına göre, öğrencilerin büyük çoğunluğu ÖSS’ye dershaneye giderek hazırlanıyor.

Üniversite sınavına dershaneye giderek hazırlandığını söyleyenlerin oranı yüzde 68.5, sadece okulda aldığı eğitimle sınava hazırlandığını belirtenlerin oranı yüzde 19.3, hem dershaneye gittiğini hem de özel ders aldığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 8.5′. “ÖSS’ye girmeyeceğim” diyen öğrencilerin oranı da yüzde 3.7 olarak tespit edildi.

Öğrencilerin yüzde 55′i, ÖSS’nin nitelikli bir eğitim almak ve

iyi bir kariyer yapmak için gerekli olduğunu düşünürken, yüzde 32.2’si ÖSS’yi yaşamının dönüm noktası olarak nitelendirmekte, yüzde 5.5′i de ÖSS’nin ailesini mutlu etmek için önemli olduğunu belirtiyor.

“Üniversiteyi kazanamazsanız ne yapmayı düşünüyorsunuz?” sorusuna öğrencilerin yüzde 71.5′i, “yeniden sınava hazırlanacağını, yüzde 16.9′u hem sınava hazırlanıp hem çalışacağını” ifade etti.

ÖSS kaygıyı artırıyor

Ankete katılan öğrencilerin yüzde 43.3′ü, “ÖSS dolayısıyla kaygı ve endişe gibi duygularında artış” olduğunu, yüzde 15.6’sı “büyük stres ve baskı altında” olduğunu, yüzde 12’si “sinirli ve alıngan” olduğunu, yüzde 9′u “dikkat ve konsantrasyonunun bozulduğunu”, yüzde 8.6’sı da “depresyonda olduğunu” dile getirdi.

ÖSS’nin psikolojisini olumsuz etkilemediğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 11.3 oldu.

Öğrencilerin yüzde 33′ü, ÖSS’nin kendisini fiziksel olarak etkilemediğini, yüzde 26’sı uykusuzluk, yüzde 16.6’sı baş ağrısı, baş dönmesi, yüzde 8.9′u karın ağrısı çektiğini, yüzde 1.5′i de bayılacak gibi olduğunu kaydetti.

Ailesinin üniversite sınavını kazanması için baskı yaptığını belirten öğrencilerin oranı yüzde 47.7 olurken, yüzde 52.3′ü de ailesinden baskı görmediğini söyledi.

ÖSS’de katsayı adaletsizliği

Öğrencilerin yüzde 70′i, dershaneye gitmeden üniversiteyi kazanabileceğine inanmıyor. Dershaneye gitmeden üniversiteyi kazanabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 30.

“İlköğretimden bugüne kadar kaç yıl dershane eğitimi aldınız?” sorusunu öğrencilerin yüzde 41.3′ü 1-3 yıl, yüzde 40.8′i 3-5 yıl, yüzde 13.4′ü 5-8 yıl, yüzde 4.5′i de 8 yıl olarak cevapladı. Öğrencilerin yüzde 53.5′i ise okul ve dershane dışında 1-3 saatini ders çalışmaya ayırabiliyor.

Üniversite sınavının gelecek yıl iki aşamada yapılacak olmasını, lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 42.8′i “olumsuz etkileyecektir”, yüzde 27.2’si “olumlu etkileyecektir”, yüzde 29.9′u ise “fikrim yok” şeklinde yanıtladı.

Ankete katılan öğrencilerin yüzde 69.5′i, ÖSS‘de katsayı adaletsizliği olduğuna inandıklarını belirtti.

Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “ÖSS’ye kısa bir süre kala, kendisini büyük baskı altında hisseden öğrenciler, psikolojik ve fiziksel birtakım sorunlar yaşamaktadır. Üstelik sınava endeksli yaşayan çocuklarımız, dershaneye gitmeden ÖSS’yi kazanabileceklerine inanmamaktadır. Artık Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ün, ayakları yere sağlam basan, ÖSS ile uyumlu, öğrencileri eğitimin içinde tutacak bir sistem ihdas etmesi gereklidir” dedi.

Üniversite Kontenjanları Artırıldı

Pazartesi, 01 Haziran 2009

YÖK Genel Kurulu, devlet üniversitelerinin kontenjanlarını yüzde 15 artırdı, vakıf üniversitelerinin kontenjanlarını yüzde 20 artırdı.

Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın başkanlığında YÖK’te gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu toplantısı sona erdi.

Toplantıya ilişkin YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, Eğitim, Vakıf ve Tıp-Sağlık komisyonlarının raporlarının görüşüldüğü belirtildi.

Toplantıda, 2009 Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu‘nun ele alınarak karara bağlandığı bildirilen açıklamada, devlet üniversitelerinde ön lisans ve lisans programlarının kontenjanlarındaki artışın yüzde 15 olduğu, buna göre 2008-2009 öğretim yılında yaklaşık 465 bin olan öğrenci kontenjanının 2009-2010 öğretim yılında 534 bine çıkarıldığı kaydedildi.

Vakıf üniversitelerindeki ön lisans ve lisans programlarının kontenjanlarının ise yüzde 20 artırıldığı ifade edilen açıklamada, buna göre 2008-2009 öğretim yılında yaklaşık 67 bin olan kontenjanın 2009-2010 öğretim yılı için 84 bine yükseltildiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Marmara Üniversitesi Senatosu’nun 25 Mayıs 2009 tarihli kararı doğrultusunda üniversitenin yeniden yapılandırılması için gerekli yasal düzenlemeye dair Milli Eğitim Bakanlığına görüş bildirilmesine karar verildiği kaydedildi.

Açıklamaya göre, toplantıda, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Halil Güneş, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı’na da Prof. Dr. Süleyman Tanyolaç atandı.

YÖK Genel Kurulunun bundan sonraki toplantısının 13 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirileceği bildirildi.

İstanbul’un Fethi 29 Mayıs 1453

Cumartesi, 30 Mayıs 2009

istanbulun fethi
İstanbul’un Fethi, 29 Mayıs 1453′te (Jülyen takvimine göre, Gregoryen takvimine göre 7 Haziran 1453), şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han’ın komutanlığında fethetmesidir. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, Fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.
İstanbul’un önemi
İstanbul, bölgede önemli bir siyasi güç olan Doğu Roma imparatorluğu’nun başkenti olmasının yanısıra, iki kıtayı ve iki denizi birbiriyle bağlayan stratejik konumu itibariyle de önemli bir merkezdi. Bundan dolayı tarihte pek çok devletin topraklarına katmak istediği bir kara parçasıydı.

Bunun yanında İstanbul, İslam devletleri açısından farklı bir öneme haizdi. İslam peygamberi Muhammed, İstanbul’un Müslümanlar tarafından feth edileceğini 7. yüzyılda sahabelerine müjdelemiş ve İstanbul’u fethedecek komutan ve askerlerden övgüyle bahsetmiştir.[1] Bu sebeple tarihe geçen İstanbul kuşatmalarının büyük çoğunluğu İslam devletleri tarafından yapılmıştır.
Önceki fetih denemeleri:
Karadeniz ile Ege’yi birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, birçok farklı millet ve medeniyet tarafından defalarca kuşatılmışsa da, gerek Bizans’ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı.

Sayıları 22 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:

* M.Ö. 340, Makedonya Kralı Phillippe
* M.Ö. 194, Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur. Şehir, Romalıların hakimiyetine geçmiştir.)
* 616, İran Hükümdarı Keyhüsrev
* 626, İranlılar ve Avar Türkleri ortak
* 672, Emevi Halifesi Muaviye
* 712, Emevi Halifesi I. Yezid
* 722, Emevi Halifesi I. Yezid (Yalnızca Galata Limanı alınmış, Arap Camii inşa ettirilmiştir.)
* 782, Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
* 854, Abbasi Halifesi Mütevekkil
* 864, Ruslar
* 869, Abbasiler
* 936, Ruslar
* 959, Macarlar
* 970, Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
* 1203, Latinler (Latinler, İstanbul’u 1261′e kadar ellerinde tuttular.)
* 1302, Venedikliler
* 1348, Cenevizliler
* 1394-1396, Osmanlı Padişahı I. Bayezid
* 1412, Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi
* 1422, Osmanlı Padişahı II. Murat
* 1437, Cenevizliler
* 1453, Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Başarılı olmuştur. Şehir, Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir.)

Bunların yanında Atilla’nın, Vikinglerin, Bulgarların Avarların ve Gotların da kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.

Tek tip Askerlik Yolda

Cumartesi, 30 Mayıs 2009

tek tip askerlik
Tek tip askerlik yolda. Kısa ve uzun dönem ayrımı kalkıyor. Uygulamanın ayrıntları da belli olmaya başladı.

Bu sıralar, halen askerlik görevinde bulunan ya da askere gitmeye hazırlanan gençler en çok bu soruları merak ediyor. Kışlaların günlük heyecanı haline gelen sorular şöyle:

“Askerlikte tep tip düzen ne zaman uygulanmaya başlanacak?”
“Mevcut kısa dönem askerler yeni yasadan etkilenecek mi?”
“Yeni askerlik süresi kaç ay olacak?”

Odatv araştırdı ve yeni askerilik kanunu ile ilgili belli sonuçlara ulaştı. İşte son bilgiler:

1) Kısa dönem – uzun dönem askerlik uygulamasını kaldıracak yeni düzenleme halen taslak halinde bulunuyor.

2) Taslağın sahibi Genelkurmay Başkanlığı.

3) Genelkurmay, yasa taslağıyla ilgili bakanlıklardan henüz görüş bile istemedi.

4) Maliye, Milli Savunma gibi bakanlıklardan gelecek görüşlerle taslakta değişiklik yapılabilir. Değişikliklerin askerlik tipiyle ilgili değil, daha çok geçiş süreciyle ilgili olabileceği belirtiliyor.

5) Halen askerlik görevinde bulunan bir kişi yeni yasadan hiçbir şekilde etkilenmeyecek. Yeni yasanın yürürlüğe girdiği tarihte örneğin kısa dönem askerlik yapan kişi, başta belirlenen askerlik süresini tamamlayacak. Çünkü kısa dönem askerlik o kişi için kazanılmış hak özelliği gösteriyor.

6) Yetkililere göre yeni yasa, en iyimser yaklaşımla, en erken 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girebilir.

7) Yeni askerlik süresinin 12 ay olarak belirlenmesi üzerinde duruluyor. Bu konuda henüz kesin bir bilgi edinemedik. (Odatv.com)

İnternet başında en çok zamanı Türkler geçiriyor

Perşembe, 28 Mayıs 2009


Türkiye, internet kullanıcısı sayısı açısından Avrupa 7’ncisi iken, internet başında geçirilen saatler ve girilen sayfalar konularında ise birinci oldu.

birinci oldu.

Dijital ölçümler alanında önde gelen kuruluşlardan comScore Inc. Türkiye’deki internet kullanıcılarının davranışlarına ilişkin ilk raporunu yayımladı. Buna göre, Nisan ayında Türkiye’de 15 yaşı üzerinde 17.8 milyon insanı internet kullandı. Bu arada, internet başında geçirilen ortalama süre açısından Türkiye, 32 saat ile birinciliği elde etti. Türkiye, kullanıcı başına girilen sayfalar açısından da birinci sırada bulunuyor.

comScore İnc. tarafından 27 Mayıs yayınlanan Türkiye ile ilgili verilere göre Türkiye’de Nisan ayında 17.8 milyon kişi, bir ev veya işyerinde internete bağlandı. Böylece Türkiye, internet kullanıcısı konusunda Avrupa ülkeleri arasında 7. sırada yer aldı.

Bu arada, Türkiye, internet başında geçirilen zaman açısından da Avrupa birincisi oldu. Türkiye, internete bağlananlar, ortalama olarak ayda 32 saat internet kullandı.

KULLANICI SAYISI

Avrupa’nın en çok internet kullanıcısı olan ülke, 40 milyon ile Almanya oldu. Almanya’yı 36.8 milyon ile İngiltere, 36.3 milyon ile Fransa izliyor. Rusya 31.3 milyon kullanıcı ile dördüncü, İtalya 21.2 milyon ile beşinci, İspanya da 18.6 milyon ile altıncı oldu.

Türkiye, 17.8 milyon kullanıcısı Avrupa’nın 7. iken Doğu Avrupa ülkeleri arasında Rusya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor.

INTERNET BAŞINDA GEÇİRİLEN SÜRE

Aynı araştırma da internet başında geçirilen saatler açısından Türkiye’nin, 32 saat ile ve büyük bir farkla birinci olduğunu ortaya koydu. İlk üç sırada 29 saat ile İngiltere ve 28 saatle Fransa da bulunuyor.

Bu arada, girilen sayfaların sayısı açısından da Türkiye, ortalama 3 bin 44 sayfa ile önde görülüyor. Nisan ayında sonra girilen sayfa sayısı açısından Türkiye’den 2 bin 971 ile Fransa, 2 bin 777 ile Finlandiya geliyor.

İnternet cafeler ve mobil telefonlardan internet kullanımının dikkate alınmadığı araştırmayı gerçekleştiren comScore Avrupa Genel Müdürü Mike Read ise bu konuda yaptığı açıklamada “Türkiye’deki on line kullanıcıları, hem kişi başına süre, hem de kişi başına girilen sayfalar açısından diğer Avrupa ülkelerini çok üzerinde” dedi.

SOSYALLEŞME VE EĞLENCE SİTELERİNİN ETKİSİ

Mike Read, Türkiye’rin önde olmasında sosyalleşme ve eğlence sitelerinin kullanımının çok etkili bir faktör olduğuna dikkat çekerken bunun yarattığı çok iyi pazarlama ve reklam olanaklarının altını çizdi. .

Bu arada, Türk internet kullanıcıları, en çok Google’ye giriyor. Nisan ayında Türkiye’de 16 milyondan fazla kullanıcı, Google’ye bağlandı. İkinci ve üçüncü sıralarda ise 15.5 milyon ile Microsoft ve 12.8 milyon ile Facebook bulunuyor. Bu arada, Ekolay ve Fanatik sahibi DOL, 10.1 milyon ile dördüncü oldu.

Windows’un Tahtı Sallanıyor Eninde Sonunda Linux Kazanacak !

Çarşamba, 27 Mayıs 2009

İLGİNÇ İDDİA: ENİNDE SONUNDA LINUX KAZANACAK
Windows’un tahtı fena sallanacak ! Linux bir gün Windows’u geçecek: Bu sözler hayatının büyük kısmını Windows’a harcayan birinden geldi

Keith Curtis tam 11 yıl Microsoft’un araştırma departmanında çalıştı ve Windows işletim sistemleri ve Office için kod yazdı. İlk defa 2004 yılında Linux yüklü bir bilgisayarın başına oturdu ve şu anda Linux’tan vazgeçemiyor.

Curtis, Microsoft’un işletim sisteminin pazar payının çok büyük olduğunu kabul ediyor ama eninde sonunda Linux’un kazanacağını savunuyor. Ona göre bunun başlıca iki sebebi var. Curtis, açık kaynak kodlu olarak geliştirilen yazılımların çok daha kaliteli ürünler hazırlanmasına yol açtığını söylüyor. Firefox ve Linux çekirdeğini buna örnek olarak gösteriyor. Curtis’in altını çizdiği ikinci konu ise Microsoft’un ücretsiz yazılımlara karşı kar marjını sürekli düşürmek zorunda kalıyor olması ve bir yerden sonra daha fazla indirim yapamayacak maddi sıkıntıya gireceği.

Curtis şu an için Microsoft’un yarışta sadece PC’lerde önde olduğunu ama farkın kapandığını söylüyor. Ona göre Microsoft eninde sonunda açık kaynak ve ücretsiz yazılımı kabul etmek zorunda kalacak. “Bir süre sonra insanlar Microsoft’a OpenOffice varken niye Office için para istediğini sormaya başlayacaklar” diyen Curtis, ayrıca “eğer açık kaynak kodlu yazılımların baskısı olmasaydı, Microsoft bugün kaydettiği gelişimlerin yarısına bile ulaşamamış olacaktı” diye ekliyor.